Metin Yazarı, Senarist, Sunucu, Yapımcı, Şair ve Yönetmen

A. Yağmur TUNALI

Ana Sayfa
Hakkinda
Siirleri
Yazilari
Basinda
=> a.y.t medya01
=> a.y.t medya
=> a.y.t medya1
=> a.y.t. medya02
=> Internet Arsivinde A Yagmur Tunali
=> Seb-i Yelda -1
=> Seb-i Yelda -2
=> Kayseri de Yetisen Unluler
=> Tanitim - Kitap - Melal Burcu
Resimli Siirleri
Iletisim
MELÂL BURCU

Rûhumda vakitsiz uyandın çiçek, Akşam öksüz, gece çılgın..ne desem?

A. Yağmur TUNALI
Türk Musikisine Adanan Bir Hayat
  Türk Musikisine Adanan Bir Hayat
 

ve

“1949’dan Günümüze

Basında Nevzad Atlığ”                                    


       Bugünlere nerelerden geçilerek, hangi engeller aşılarak, ne çileler çekilerek, ne gibi zahmetlere katlanılarak gelindi?.. Hafızalarımızı tazelemeye ne dersiniz?..

     Bir zamanlar, “ikinci dilimiz” olan musikimiz kraldan çok kralcılarca devlet katından uzaklaştırılmış, radyoda çalınmaz, söylenmez olmuştu. Refik Fersan, Şerif Muhittin Targan, Mesut Cemil Tel vb. gibi üstadlar Bağdat Radyosu’na gitmiş, halk da musiki ihtiyacını Arap radyolarını dinlemekle gidermeye başlamıştı. Günümüzdeki arabesk furyasının, popo müziği salgınının; minibüs müziğinin, popçuluğun, hopçuluğun, topçuluğun, lopçuluğun; müzik zevkindeki yozlaşmanın köklerini yıllar öncesinin o sakat tutumunda aramak gerektir, sanırız…

     Küçümsenmiş, horlanmış, karalar çalınmaya yeltenilmiş, sahipsiz ve himayesiz bırakılmış; bunlar da az gelmiş olsa gerek ki, bu soylu sanatımıza düşman olanlardan başka, “Dede Efendi’yi tanımıyorum; ne zaman yaşadı?..” diyebilen müzikçiler yetiştirilmiştir…

     Türk Musikisi mensupları “Bizim musikinin yanında Batı müziğini de bilmek gerekir” derlerken Alafrangacılar nedendir bilinmez, öz vatanımda öz sanatımın kanlı bıçaklı düşmanı kesilirler. Batı müziğine sağlanan imkânın onda biri Türk Musikisine sağlansaydı neler olmazdı, neler!.. Düşünmek gerek…

     Bir müzikolog derecesinde Türk Musikisine âşina oldukları hâlde, öz musikimize Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan, vicdanları sızlamadan “Alaturka” diye, “tek sesli” diye dil uzatan müzikçiler zuhur etmiştir. Yalçın Tura’nın dediği gibi: “Tek seslilik, çok seslilik araçtır; amaç değil!..” Fasıl heyetini “darbukanın nefis bir es işaretiyle” başlatan; Giriftzen Asım ile Yesari Asım’ı, Bekir Sıdkı Sezgin ile Refik Fersan’ı birbirine karıştıran; musikimizde “13 ana makam bulunduğunu” (!) keşfeden, “ney”leri “flüt” sanan, “Ben Türk Musikisini severim ama bilerek değil!” diyen saçı sakalı ağarmış yazarlar-bozarlar da görülmüştür.

     Bu soylu sanatımızın resmî makamlar eliyle “katledildiği” yıllarda, 1930’larda Berlin Müzik Akademisi müdürü Frenc Schecker şunları söylüyordu: “Musikide inkılap yapmak güçtür. Musikinizi geliştirirken mümkün mertebe Avrupa musikisinin etkisinde kalmayınız!..”

     Aradan yıllar geçer… Karanlık geceler sona ermeye, şafak sökmeye başlar. Kendisini bu milletin kültürüne adayan birkaç serden geçti, birkaç alp eren çıkar… Dün burçlara bayrağı diken Ulubatlı Hasan’ın yaptığı ne ise, günümüzde de bu karasevdalı fedailerin yaptığı odur… Hizmetleri öylesine büyük, verdikleri kavga öylesine kutlu, mücadeleleri öylesine uludur. Musikimizin efsanevî şöhretlerinden Tamburî Cemil Beğ’in “lisanullah” dediği musikimize o ne inançtır ve o ne imandır ki, verdikleri savaş, “Geldikleri gibi giderler!” sözünü akla getirir…

     Bütün bu çabalar, çalışmalar, çekilen çileler, bütün bu insan üstü  gayretler yemişini verir: Adında “Türk” gibi, “Devlet” gibi kutlu sözler bulunan iki kuruluş oluşturulur: Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, Türk Musikisi Devlet Korosu… Koro elemanlarının çoğu fakülte mezunudur, konservatuvar mezunudur…

     Türk Musikisi piyasa malı olmaktan, içkili gazinolarda meze olmaktan kurtarılmakla kalmaz; itibarı da iade edilir… “Alaturkacılar” diye anılan müzikçilerimiz “Devlet sanatçıları” olur…

     Konservatuvarda yalnız saz ve ses eğitimi verilmez; çalgıların yapımı da öğretilir, onarımı da…

      Konservatuvarın kurulmasında Yılmaz Öztuna, Ercüment Berker başı çekerler; koronun kurulmasında da Nevzad Atlığ… Öztuna, Berker olmasaydı Devlet Klasik Türk Müziği Konservatuvarı, Atlığ olmasaydı Devlet Klasik Türk Müziği Korosu olmazdı, demek bir gerçeği teslim etmektir.

     Bu işleri gerçekleştirenlerin adları, (bugüne değin yapılmadıysa), caddelere, meydanlara, okullara; konservatuvarların ilgili bölümlerine verilse, heykelleri dikilse yeridir…

     Gelelim başlıkta adını andığımız esere… Kitap, bardakçılar, çardakçılar, çanakçılar, çömlekçiler inkâr etseler de, görmezden gelseler de; musikimizin otoritelerinden biri olan, günümüzde en başarılı koro şefi olarak kabul edilen, musiki sanatımıza 60 yıldır soluk almadan hizmet eden Nevzad Atlığ hakkında yazılan yazılardan oluşuyor. Eser, musiki sanatımız ve tarihi açısından taşıdığı değere lâyık bir baskı ve sayfa düzenine de sahip. Emeği geçenlere gönüller dolusu tebrikler…

     İlk yazı 9.4.1949 tarihli Vatan gazetesinde yayınlanmış, Sadun G. Savcı imzasını taşıyor. Kitap, Ref’i Cevat Ulunay, Sadi Yaver Ataman, Bedii Faik, Falih Rıfkı Atay, Gürbüz Azak, Ergun Balcı, Nihad Sami Banarlı, Mehmet Barlas, Özcan Ünlü, Tarık Buğra, Rauf Tamer, Orhan Tahsin, Server Tanilli, Cinuçen Tanrıkorur, Faruk Kadri Timurtaş, Sabahat Emir, Baki Suha Edipoğlu, Sulhi Dönmezer, Hikmet Münir Ebcioğlu,Tekin Erer, Arnold Feil, Mehmet Güntekin; Feyzi, Mehdi Halıcı;Talât Halman, Doğan Hızlan; Ahmet, Servet Kabaklı; Selahattin, Hasan Karayavuz; Burhanettin Ökte, Nüvit Özdoğru, Haluk Nihat Pepeyi, Hasan Pulur, Ayhan Songar, M. Necati Sepetçioğlu, Metin Toker, Mehmet Nuri Yardım,  Yağmur Tunalı, Turan Yazgan, Yılmaz Öztuna vb. yüzü aşkın yazarın yazılarından oluşmuş.

     Bu güzel eserin, şaheserin de diyebiliriz; 227-228’inci sayfasındaki “28.4.l992” tarihli Meftun Olgaç imzalı “Bu kadarı da olmaz!... Ünlü Bestekâr DEDE EFENDİ’nin evi unutuldu… Buna karşılık Dario Moreno’nun evi müze yapılıyor” başlıklı haber bize,(13.1.1978) tarihli Hergün gazetesinde BAMTELİ başlıklı köşemizde Aydoğdu Ersin iğreti adıyla yazdığımız bir yazıyı hatırlattı. Dede Efendi’nin evinin o günkü durumunu gösteren fotoğrafın altında büyük harflerle şu cümle vardı: “BU EV, HAMAMİZADE İSMAİL DEDE EFENDİ’NİN ŞANINA LÂYIK ŞEKİLDE BİR AN ÖNCE ONARILMALI VE MÜZE HÂLİNE GETİRİLMELİDİR.”

     Altında da “Dede İçin” başlığını taşıyan yazıda televizyonda yasak savma kabilinden yapılan Dede Efendi programından söz ediliyordu…

                                     ***
     Pek çok ödülün sahibi, Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Nevzad Atlığ bir güzel insan… Bir güzellikler insanı… Kendisini güzelliklere adayan bir insan… Gönlünün güzellikleri yüzüne, gözlerine vuranlardan… Alev alev zekâ fışkıran gök gözlerinde dostluk ışıkları yanan bir güzel insan… Azmin, iradenin, inancın abidesi bir insan… Kendine güvenenlerin rahatlığına ve sessizliğine  sahip bir insan…

     Nankörlüklere, karşılaştığı haksızlıklara aldırmayan, hak bildiği yolda “Kıran olursa kırıl, düş, fakat eğilme sakın!..” diyenlerin pervasızlığı ve aldırmazlığı içinde güvenilir adımlarla yürüyen bir sabır anıtı.

     Gördüğü  yetenekleri koruyan, kollayan, yetişmeleri için imkânlar sunan; sırasında babalık da yapan bir güzel insan…

     Hakkında her ne söylense az olacak, her ne yazılsa eksik kalacak Nevzad Atlığ Hocamıza sağlıkla, mutluluklarla dopdolu, gönlünce nice nice yıllar dilerken yazımızı onun sözleriyle noktalamak istiyoruz:

     “Türk müziğinin gelişmeye ihtiyacı yoktur; dâhiler yetiştirmiş, klâsiklerini oluşturmuş; çok sağlam, çok kullanışlı bir sisteme sahiptir. Yapısında hiçbir eksiği olmayan bu müzik için alınacak tek tedbir, ona icra mükemmelliği kazandırmaktır.

     Yeni yetişen gençliğin Türk musikisi konusundaki isteği beni çok sevindiriyor. Konserlerimizde, gençlerin kendi müziklerini istediklerini müşahede ediyoruz. Genç nesil kendi müziğine sahip çıkıyor; çıkmakta da devam edecektir. Müziğimizi koruyacak, geliştirecek, sevdirecek, yaşatacak onlardır…

        Bu milletin musikisini yok etmeye kimsenin gücü yetmez, yetmemiştir de… Buna Allah’a inandığım gibi inanıyorum.


02.04.2010 09:47:00
 
Thumbnail image for
                        ~/uye_resimleri/big_sanatalemi.net_q13gdnqwmkkse4um51ffzz4522aydil
                        erol.jpg Aydil Erol

Kaynak: www.sanatalemi.net/Default.aspx
Orijinal Link: http://www.sanatalemi.net/Default.aspx?durum=haber_oku&id=4299


SERİN MISRÂLAR

Konar yüreğime isminizle bir ışık. Açık pencereme yürür bir deli rüzgâr.

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Şiir , قصائد , poems , Gedichte , Poèmes , ποιηματα , Poesie , Poemas , поэмы