Metin Yazarı, Senarist, Sunucu, Yapımcı, Şair ve Yönetmen

A. Yağmur TUNALI

Ana Sayfa
Hakkinda
Siirleri
Yazilari
Basinda
=> a.y.t medya01
=> a.y.t medya
=> a.y.t medya1
=> a.y.t. medya02
=> Internet Arsivinde A Yagmur Tunali
=> Seb-i Yelda -1
=> Seb-i Yelda -2
=> Kayseri de Yetisen Unluler
=> Tanitim - Kitap - Melal Burcu
Resimli Siirleri
Iletisim
MELÂL BURCU

Rûhumda vakitsiz uyandın çiçek, Akşam öksüz, gece çılgın..ne desem?

A. Yağmur TUNALI
Şeb-i Yelda'dan


LEYLA
 
Ne o çölü, ne o vahayı anlatmaya gücüm yeter. Ama o çölde kumların rengine büründüğümü göreceksiniz. Onlar kadar sevmiş, onlar kadar yanmış, onlar kadar susuz ve onlar kadar benzi soluk... Leyla'dan bahsettiğimi bileceksiniz; ve ben, kumların sessizliğince ağlayacağım!
 
ARAMAK
 
Bana sorulacak suallerin vardı: Ürperdim, benim ne cevabım olabilirdi?! Düşündüm... Kim bilir o sualler, tarihin eskimeyen çehresi içinde kaç türlü sorulmuş, kaç türlü cevaba dökülmüştü. Bu günün suali, yarın için de bakidir. Neler geldi, neler geçti ve neler gelip, neler geçecek. Sualler geçecek, cevaplar geçecek; ama inan ki sen ve ben hep kalacağız. Kah sual, kah cevap olarak, şu hilkat çadırının direği hep biz olacağız.
 
Suallerin vardı...
 
Kördüğüm olmuş merakın çözülmek ihtiyacındaydı. Bense susuyordum. Halbuki, bir söz olmalıydı dudağımda: Şiir gibi.. hazla ürperen dallarda hayata gülümseyen çiçekler gibi.. Billur kaselerde içilen sabahlar gibi... Bu 'gibi'ler o sözün manasından ne kadar uzak olacaktı; ama, söyleyebilmeliydim: Gecelerde hasretle güzelleşen duyguları ve uykusuz, ufka bakan, hep bekleyen, hep özleyen -ve ne kadar mühim- o seven gözleri söylemeliydim!
 
Suallerin, benim suallerimdi. Ve ben, senin diline düşmemiş nice suallerin peşinde gezen'dim. Ama, bilir misin, insanlar için, aynı suallerin taşıdığı manalar bile değişik...
 
Dört mevsim içinde bahar, bir tanedir: Bunu herkes bilir. Şu çiçekler, bu dallarda ebedi değildir ve şu çimende senin ömrün bir defa yeşerir. Ötesi, evet ötesi... İnsanı deli eden bir son telaşıdır. İnsan olanın, düşünmekte olanın beyin zonklaması, burada başlar. Dizgin tanımayan düşüncenin hangi sarp kayalara çarpacağı bilinmez. Uçurumlar, hendekler, birbiri ardınca gelen engeller ve bir ana yol arayışı...
 
Bu yolda niceleri kayboldu.
 
Sahi, sen niçin buradasın? Ben, nereden geliyorum?
 
UZUN BİR GECE
 
Ben, sen, o. Hakikat, hiçbirimiz için farklı değil. Ama, aynı zamanda, her birimiz için sıfır'dan sonsuz'a, varlık'tan yokluk'a kadar farklı. Bu zorlu hakikati arayanlar, bunu böyle bilip, böyle söylemişler. Aramak, teneffüs etmek gibi her an'a sinmiş; ama, ruhumla bezenmiş bu yüz, bu bitmez heyecan, geceden geçer.
 
"Uzun bir geceden geliyorum..." diyorsam, bunun içindir. Ne güzeldir, bu gecenin ufukta bekleyen bir sabahı var! Bu sabaha açılan ellerimde gül'ü sevmiş dualar, hedefe yürüyen oklar gibidir. Hakikatim, o gül'dür benim. Ve işim, O'nu aramak, O'na koşmak, O'nu terennüm ermektir.
 
İşte... ebedi baharım için, meçhullerimi aydınlatan bir mum olmak üzere gönlümü yakıyorum. Şimdi seslenmeliyim: Bu mumun sönmemesi için sana muhtacım! Aydınlığım ol!
 
Ne demek istiyorum?
 
Ben.. sanki.. ihtiyacımı elle tutuyor, zerrelerine kadar görüyor ve aynalara akseden yüzünü göğsüme bastırmak.. bastırmak istiyorum. Lakin, sualin cevabı bu değil ki... Varsın olmasın; bu da bir gönül sözü. Varsın, o sual benim için, hiçbir zaman cevabına ulaşılamamış olarak kalsın. Ve düşün ki bu suali cevaplamak için sormadım.
 
Yalnız, şunu bil:
 
Bu kendim için bir davet, kendim için aşılacak bir dağdır. Cür'etim, cehaletimdendir. Ama gönlüm, huzur kapısında bilmek iştiyakıyla yanıyor. Bilmek'se, sevmek'ten geçermiş. Ve sevebilmek, mihvermiş, hayatmış, ebedi baharmış...
 
Bil ki ben, bitmemiş, bitmeyecek bir seyahate adanmışım. Ve hala o uzun gecedeyim. Sana, özledim sabahı ve o sabahı tattıran geceyi anlatsam, anlatabilsem... Bir anlatabilsem, şüphesiz, sözün hem önü, hem sonu O olurdu ve ebediyyet bayramında sular gürül gürül akardı. Fakat.. ben, nice bülbülüm ki, sevmişliğim, bir sözü sığmaz. O'nu anlatacak, ne bir ses, ne bir söz biliyorum. Gül'e hayran, sükut ortasında kalakalmış. Kainatı sarsan bir ahenkle, yekpare bir güzellik içinde, dönen başımı, kamaşan gözlerimi, yanan dudaklarımı, önünde diz çöken, öpülen hislerimi nasıl söylerim?
 
Kelimeler yetmiyor ve bütün lügatler susuyor.
 
Şayet, sana o geceyi anlatmaya kalksam, kelimelerin feryadından korkarım. Kelimeler haddini biliyor; ne yazık, biz bilmiyor!
 
VE.. SEN
 
Yaşanmamış geceler, fark edilmeden geçen bir ömür ve göğsünde serseri kımıldanışlar içinde bir yürek... Zerrece tefekküre yanaşmayan, o zihin ve gönül hummasından, kendisinden habersiz bir bedbaht... Bu sözlerle ne kendimi, ne seni anlatmağa çalışıyorum. Ama, bu mana içinde, hepimiz bir parça varız.
 
Kaldı ki sen, aşıp giden bir küheylansın! Yüreğin için ne zaman var, ne mekan. Hiç düşündün mü? Bu hedefi kim seçti sana? Böyle seçilmiş olmak, insanlığa soyunmak nasibi, seni nasıl buldu?
 
Şimdi akşamdır: Cevap verme!
 
Gecelerin sükununda, yüreğini kıpır kıpır bir heyecan okşarsa, bil ki benim yüreğimde senli fırtınalar esiyordur. O zaman ve her zaman, bu bitip tükenmez yanmanın bir adı olsun isterim. Bu ebedi maratonda, sen bahar ol; ben baharı arayan! Fakat, ben, 'ben' olmayayım, ey sevgili!
 
Ve unutma: Akşamlar bir geçiştir! Düşünceyi hazırlayan akşama ezelden vurgunum; gündüzü uğurlayan sırlara kapı açan akşama gönülden selamım var. Ve yine unutma: Akşam senindir, bütün zamanlar senin! Ama, sen ey Sevgili, sabahımsın. Ben uzun bir gecedeyim. Kan kırmızı uzun bir gecede, sensiz perişan, seninle dipdiri...
...
Nedir bu? Şimdi titriyorum, birazdan ateşler içindeyim? Üşürken de, yanarken de seni, yalnızca seni, ölesiye.. tarifsiz.. özlüyorum?
 
İnsanlar buna "çılgınlık" diyorlar; ben, adını biliyorum!
 
Sana geliyorum!

A YAGMUR TUNALI


Kaynak: www.cukurovasanatdergisi.com/


SERİN MISRÂLAR

Konar yüreğime isminizle bir ışık. Açık pencereme yürür bir deli rüzgâr.

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Şiir , قصائد , poems , Gedichte , Poèmes , ποιηματα , Poesie , Poemas , поэмы